
Yayınlanma: 19 Ocak 2026 14:25
Güncellenme: 24 Ocak 2026 01:52
Bakır ve gümüşün, aynı grafikte “kardeş gibi” hareket etmesi çoğu yatırımcıya tesadüf gibi gelir. Oysa Société Générale’in, Commodity Compass Analytics çalışması, bu ilişkinin temelinde piyasa duyarlılığından önce gelen bir faktör olduğunu söylüyor: jeoloji ve üretim altyapısı.
Kısacası: Bu iki metal, yüzyıllardır aynı yerden çıkıyor, aynı tesislerde ayrıştırılıyor, benzer ekonomik döngülere maruz kalıyor. Bu da uzun vadede fiyat davranışlarına yansıyabiliyor.
Société Générale’e göre; bakır ve gümüş, tarih boyunca sıklıkla aynı polimetalik cevher yataklarında birlikte bulundu. Bu, modern piyasalardan çok daha eski bir “arz bağlantısı” demek.
Bakır üretimi artarsa (yeni madenler, kapasite artışı)
→ yan ürün olarak gelen gümüş arzı da etkilenebiliyor.
Bakır üretimi düşerse (maden kapanışı, maliyet şoku)
→ gümüşün bir kısmı da “yan kanaldan” darbe alabiliyor.
Bu mekanizma, “iki metal aynı yatırımcı kitlesi tarafından alınıp satıldığı için” değil; aynı üretim zincirinde buluştukları için önem taşıyor.
Rapora göre; ilişkiyi güçlendiren ikinci halka rafinasyon süreçleri
Bakırın ergitme ve elektro-rafinasyon aşamalarında, cevher içindeki değerli elementler ayrıştırılırken gümüş geri kazanımı yapılabiliyor. Bu da gümüş arzının bir bölümünü tarihsel olarak bakır işleme altyapısına bağımlı hale getiriyor.
Teknoloji geliştikçe (daha iyi rafinasyon / daha yüksek geri kazanım)
→ gümüş çıktısının bakır üretim seviyelerine “bağı” daha da belirginleşebiliyor.
Société Générale’in analizinde, 1850’ye uzanan fiyat serileri kullanıldığında, bakır ve gümüş arasında güçlü bir uzun vadeli ilişki görüldüğü vurgulanıyor.
Önemli ayrışmalar ise genelde “normal piyasa günleri” değil, istisnai şoklar sırasında ortaya çıkıyor.
Raporda öne çıkan iki örnek dikkat çekiyor:
1980 döneminde gümüş tarafında yaşanan olağan dışı hareket (piyasada “squeeze” olarak anılan süreç) bakır–gümüş ilişkisinde belirgin bir anomali oluşturdu. Bu tarz olaylarda fiyat, temel arz-talep ritminden kopup “piyasa yapısı” dinamikleriyle sürüklenebiliyor.
Kriz dönemlerinde bakır genellikle “ekonomik aktivite barometresi” gibi davranır: resesyon korkusu artınca inşaat/imalat beklentisi bozulur ve bakır baskılanabilir.
Gümüş ise hem endüstriyel metal hem de değerli metal kimliği taşıdığı için, belirsizlik dönemlerinde farklı talep kanallarıyla görece destek bulabilir.
Société Générale’in yaklaşımı net: Bu hareketi “bakır yükselince gümüş otomatik yükselir” gibi basit bir doğrudan fiyat aktarımı olarak okumak yanıltıcı olabilir.
Daha gerçekçi çerçeve şu:
Örtüşen endüstriyel talep: İkisi de büyüme/daralma döngüsünden etkileniyor.
Ortak üretim dinamikleri: Polimetalik madenler ve yan ürün arzı.
Rafinasyon altyapısı: Gümüş geri kazanımının bakır proseslerine bağı.
Bu ilişki “kesin sinyal” değildir ama şu sorulara çerçeve sağlar:
Küresel büyüme beklentisi güçleniyor mu, zayıflıyor mu? (bakır için kritik)
Bakır arzını etkileyebilecek maden/enerji/maliyet gündemleri var mı?
Gümüşte “değerli metal talebi” baskın mı, yoksa “endüstriyel talep” mi?
Çünkü tarihsel olarak aynı polimetalik yataklardan çıkarılmaları ve rafinasyon süreçlerinde gümüşün bakır işleme altyapısından geri kazanılabilmesi arz tarafında bağ kurar. Ayrıca her iki metal de ekonomik döngülerden etkilenir.
Gümüşün hem endüstriyel hem değerli metal karakteri vardır. Bazı dönemlerde belirsizlikte destek görebilir; ancak altın kadar “tek kimlikli” değildir ve oynaklığı yüksek olabilir.
Hayır. Uzun vadede ilişki görülebilir ama 1980 gibi “sıkıştırma” dönemlerinde veya büyük krizlerde ayrışmalar yaşanabilir.